Şişli Camii

Mimari Açıklama Raporu:

 

“ İslâm mimarîsi, malzemeyi olduğu gibi, niteliklerini inkâr etmeden ve önemine aşırı bir vurgu yapmadan neyse o olarak kullanır. Benzer düşünceler, teknoloji kullanımında da gözlemlenebilir. İslâm mimarîsi, olağanüstü teknolojik bir başarıyı, örneğin bir yapının olağandışı bir aydınlığa kavuşturulması gibi bir şeyi amaç edinmez. Aksine, İslâm’da teknoloji, sadece kendi önem hiyerarşisine göre gerçek ihtiyaçları karşılamak amacıyla kullanılır. Bu, malzemelerin kullanımında İslâm mimarîsinin hâkim bir özelliği olan “teknik”e karşı tabiî bir tutumu temsil eder. Ahşap ile taş yahut maden ile çini gibi farklı malzemelerin bir arada kullanılmasında amaç, basit ve ilkel zıt ifadeler yaratmak yerine, birbirine saygılı güzellikleri, bireysel güzellikleri vurgulamaktır.

 

İslam mimarisi bir ‘irade’ yahut ‘kudret’ sembolü değildir. Başka bir deyişle bir fetiş (şirk) nesnesi haline gelmemiştir… Makineyi, verimliliği, konforu, tekniği, malzemeyi insanı kurtaracak temel ilgi alanları zannetme ve öze erişim amacıyla başvurulan epistemolojiye dayalı rasyonalizm ve deneycilik yönündeki “Fetişist” yaklaşımları reddeder.

 

Kararların ürünü olarak yalnızca maddi, teknolojik ve biyososyal varlık düzeyleriyle sınırlı olan bir bina, teknolojik muvaffakiyetlerin bir ürünü olmaktan öteye geçemez ve bir mimari eser hüviyetini kazanamaz. Çünkü mimari varlığın bütün yönlerini kucaklayan bir disiplindir… Mimari beşeri çevrenin bütünüyle yani varlığın bütünüyle alakalı problemleri çözen bir sanattır. Zira İslâm’daki tezyinilik, aşkın (transcendental) kozmolojik idrakin objektif varlık üzerine, inşa edilen dünya üzerine yansımasıdır… İlave alabilen kümülatif birliği oluşturan aşkın, tezyini tektonikler İslâm mimarisi ve sanatının üslup özellikleridir.

 

Renkli, aydınlık ve ümit var ifadesiyle “İslâmi Tezyinilik”, İslâm’ daki Rahman, Kadir-i Mutlak, her yerde hazır ve nazır ve her şeyi bilen (Âlim) Allah telakkisinin yansıması olan zevkli bir niteliğe sahiptir. Bu zevkli niteliğiyle İslâmi tezyinilik benzersiz bir ilahi güzellik ve sükûn duygusu geliştirmiştir.”

Günümüz kullanıcı gereksinimleri incelendiğinde ibadet mekânı olan cami ve avlusu kent için önemli bir kentsel aralık konumundadır. Yarışmaya konu olan Şişli Halide Edip Adıvar Külliyesi konum olarak incelendiğinde çok katmanlı ve karmaşık bir kentsel dokunun merkezindedir. Bu doğrultuda cami kavramı yeniden yorumlanırken biçimsel, epistemolojiye dayalı rasyonalizm ve deneycilik yönündeki yaklaşımlar reddedilerek, kentin ve kentlinin ihtiyacı olan kamusal aralık kavramı cami avlusunun yeniden yorumlanışı ile şekillendirilmiştir.

 

Kentsel aralık hüviyeti kazandırılan cami avlusu, araziye konumlandırılan kamusal platform ile farklı kotlarda kentlinin kullanımına açılan alt donatıları organize etmektedir. Oluşturulan bu kamusal platform üst kotunda camiye ait ana ibadet mekânı ve alt donatılarını biraraya getirirken alt kotunda ise külliyeye ait diğer donatıları düzenlemektedir. Bu doğrultuda geliştirilen mimari dil gerek cami mimarisi gerekse de islam mimarisinin özünü oluşturan sükunet ve kümülatif birliği simgeler niteliktedir. Ana kurguyu bir araya getiren kamusal platform üzerinde konumlandırılan ana ibadet mekanı ve alt donatıları, kıble yönelimi ve arazi verilerine uygun şekilde platforma entegre edilmiştir. Bunun yanı sıra alt kotta oluşturulan zengin kamusal yaşantı,  platform üzerinde oluşturulan açıklıklar ile zenginleştirilmiş, gerekli noktalarda farklı kotların birbirleriyle ilişkileri düzenlenmiştir.

Bir Önceki Proje

Çelem Apartmanı

Bir Sonraki Proje

Çanakkale Belediyesi